Gastroenteroloji Enstitüsü

Gastroenteroloji Enstitüsü

Sinsi Tehlike: Alkole Bağlı Olmayan Yağlı Karaciğer Hastalığı

 

Sinsi Tehlike: Alkole Bağlı Olmayan Yağlı Karaciğer Hastalığı

Prof. Dr. Yusuf Yılmaz

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi

Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi

   

Yağlı karaciğer hastalığı,  karaciğerde normalden fazla yağ birikmesidir. 2016 yılında yapılan global bir epidemiyolojik araştırmaya göre yağlı karaciğer hastalığının dünyadaki yaygınlığı %25 bulunmuştur. Bu araştırmaya göre erkek ve kadınlar arasında hastalığın görülme sıklığı açısından fark saptanmamıştır. Obezite ve diyabet sıklığının giderek artış göstermesiyle birlikte, ilişkili olduğu yağlı karaciğer hastalığının yaygınlığı daha da artış gösterecektir. Yağlı karaciğerli hastaların %82’sinde obezite, %43’ünde metabolik sendrom, %39’unda hipertansiyon, %23’ünde diyabet, %69’unda kolesterol yüksekliği bulunmaktadır.  İnsülin direnci ana sorumlu mekanizma olarak kabul edilmektedir. Yağlı karaciğer hastalığı genellikle hiçbir belirti vermez, sinsi olarak ilerleyerek siroza yol açabilir. Karşımıza genellikle ultasonda yağlanma veya karaciğer testlerinde anormalliklerle çıkar. Non-alkolik yağlı karaciğer hastalığı(NAFLD) tanısı için 3 şart gereklidir:

1. Karaciğer yağlanmasının radyolojik veya histolojik olarak gösterilmesi
2. Alkol kullanımının olmaması veya az miktarda alkol kullanılması (erkeklerde 30 gr/gün, kadınlarda 20 gr/gün’den az)  
3. Diğer kronik karaciğer hastalıklarının veya yağlanmaya neden olabilecek ilaç kullanımının  olmaması

Nonalkolik yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD); basit yağlanma (NAFL), nonalkolik steatohepatit (NASH), siroz ve hepatosellüler kanser (HCC) şeklinde karşımıza çıkabilir. NAFLD karaciğer biyopsi sonucuna göre kabaca iki alt tipe ayrılır. Biyopsi yapılmadan hangi alt tipin olduğu kesin olarak söylenemez.

1. Basit yağlanma(~%75): Hepatosellüler hasar ve fibrozisin olmadığı karaciğer yağlanmasıdır.
2. NASH(~%25): Hepatosellüler balonlaşma ve inflamasyonun olduğu, fibrozisin de eşlik edebildiği nonalkolik yağlı karaciğer hastalığının bir alt grubudur. NASH hastalığın ilerleyici formu olup, siroz ve HCC ile komplike olabilir.

Dünyada genel popülasyonda NASH sıklığı %1,5-6,45(ortalama %2,5) iken, bu sıklık obez hastalarda % 15-55, diyabetik hastalarda %20-80 arasında değişmektedir.  Doğal seyir çalışmaları hastalığın %42 ihtimalle ilerleyeceğini, %40 ihtimalle stabil kalacağını, sadece %18 ihtimalle gerileyebileceğini göstermektedir. İlerleyeceğini tahmin eden en önemli faktör hastanın diyabetinin olmasıdır. NASH varlığında fibrozis evresi ortalama 7 yılda bir evre ilerleyerek  siroz ile sonuçlanabilir. İlginç olarak NASH’li hastaların %20’sinde başlangıçta fibrozis yokken ortalama 6 yıl gibi kısa bir sürede bu hastalarda ileri evre fibrozise(F3-4) hızlı ilerleme görülebilir. Bu hızlı ilerleyişin temel nedeni bilinmemektedir.

Bir araştırmaya göre yağlı karaciğer hastalığı olanların ölüm nedenleri arasında %49 ile birinci sırada kardiyovasküler hastalıklar gelmektedir, ikinci sırayı %19 ile nongastrointestinal tümörler üçüncü sırayı ise %9 ile siroz ve HCC oluşturmaktadır. 2017’de yapılan bir metaanalize göre hastalığın fibrozis evresi arttıkça tüm nedenli ölüm riski de artmaktadır. Örneğin evre 1 fibrozisde ölüm riski 1,5 kat artarken, evre 3 fibrozisde ölüm riski 3,5 kat artmaktadır. Bu nedenle yağlı karaciğeri olan hastaların basit yağlanma mı yoksa NASH mi olduğu, hastaların fibrozis evrelerinin bilinmesi büyük önem taşımaktadır. Fibrozis evrelerinin tahmini için(ileri evre fibrozisin dışlanması için) NAFLD Fibrozis Skor ve FIB-4 poliklinikte rahatlıkla kullanılabilir. CK-18 kan testleri NASH tanısında yardımcı olabilir. Fibroscan hem yağlanmanın kantitatif saptanmasında hem de fibrozis evresinin belirlenmesinde poliklinikte hasta başı uygulanabilecek kolay yapılan ülkemizde de bulunan oldukça güvenilir bir  görüntüleme yöntemidir. Yağlanmanın doğru saptanmasında en güvenilir noninvazif yöntem özel bir MR olan  PDFF-MR olarak gözükmektedir. Fibrozisi evrelemek için çeşitli MR yöntemleri(MRE, multiparametrik MR, FibroMR) geliştirilmiştir, doğrulukları yüksek olmakla birlikte rutin kullanıma girmeleri pahalılığı nedeniyle mümkün gözükmemektedir. Ayrıca NASH’i ayırt edebileceği ileri sürülen NASHMR, LiverMultiscan gibi yeni MR yöntemleri de geliştirilmiş ve  araştırma amaçlı kullanılmaktadır. İnvazif olmayan yöntemlerle ileri evre fibrozis varlığı tahmin edildiğinde hastaya karaciğer biyopsisinin yapılması önerilmektedir. Biyopsinin SAF/FLIP algoritmine göre değerlendirilmesi önerilmektedir. Histolojide A≥2 ve/veya F≥2 varlığı ciddi hastalık anlamına gelmektedir. Hastalığın tedavisi için onaylı bir ilaç henüz bulunmamaktadır. Diyet ve egzersiz ile kilo kaybı tedavide halen en etkin yöntemdir. Şuan dünyada 3. faz 4 değişik  ilacın klinik ilaç araştırmaları yapılmaktadır. F1-3 fibrozis evreli NASH’li hastalarda ‘Elefibranor’ adlı ilacın klinik etkinliğini değerlendiren hastaneler arasında ülkemizden bizim hastanemizin de bulunduğu  merkezler yer almaktadır. 

Bu sayfa Gastroenteroloji Enstitüsü tarafından en son 29.05.2017 12:44:55 tarihinde güncellenmiştir.